Yeniliğin ve değişmenin erdemine vakıf olan güçlü ve esnek insanlar olabilmemiz için size bazı sırlar vermeye geldim. İçinizin doğrularını yüzünüze tam yansıtmaya, ellerinizin yaptığını zihninizden geçirdiğiniz ile bütünleştirmeye kudretli olmanız için size yollar göstermeye geldim. Her yeni günle devraldığımız cismimizi değiştirerek uykuya emanet edebilme erdeminize katkıda bulunmak için bazı sözler söylemeye geldim. Geldim ve yeni bir adım oldu gelişim. Gelişmeye açık kapısı olan dua ile kuşanmış erdemli bir topluluğu selamlamaya geldim. Kalbi “ruh” dan, “ruh” u akıldan, yaşamı gerçekten ayırabilen sözler kurmak için içinize geldim. Sözü kuşanıp varolanı nakşetmek ve içinizin derinindeki değişimi açığa çıkarmak için aranıza geldim. Merhaba İlkadım.

DÜŞÜNMEK DEĞİŞMENİN BAŞLANGICIDIR.

İnsanın yaratılmışlar arasında en mükemmel olduğu doğrudan yaratıcı (Allah c.c.) tarafından bize verilmiş bir bilgidir. İnsanı mükemmel kılan özelliklerden en önemlisi doğasındaki yeteneklerin sınırlarının (sınırsız değil) çok geniş olmasıdır. Uyum, iletişim ve değişim konusunda tabiatta insandan daha öte bir yaratılmış yoktur. İnsan davranışlarının sınırları bu eşsiz donanımı sayesinde “eşref-i mahlukat” ile “esfel-i safilin” arasındaki büyük çizgide değişim gösterebilmektedir. İnsanın mükemmel yaratılmış olmasından çıkarmamız gereken bilgilerden birisi de tabiatta varolan bilgi ve yeteneklerin hepsinin insan doğasında mevcut olmasıdır. İnsan tabiattaki her yeteneğe sahiptir; lakin beklide “imtihan” gerçeğinden dolayı insan yeteneğinin büyük bir kısmı ancak üzerinde çalışarak olgun bir seviyeye getirilebilir. Kişisel Gelişim stratejileri insan yeteneklerinin bu sınırsızlığında hızla yol alabilmek için bize yollar gösterir, düşünce ve davranışlarımızı anlayabilmemiz, duygularımızı kontrollü bir şekilde yaşayabilmemiz için bize kendimiz ile ilgili bilgiler sunar. Ama gelişkin bir birey olmanın birinci önceliği “değişim” gerçeğini doğru ve akıllıca anlayabilmekten geçer.

Düşünmek insanı üretken yapan yegane şeydir. O halde bir insanı kişisel gelişkin yapabilmenin en öncelikli yolu doğru düşünmeyi öğretmektir. Doğru düşünmeyi sağlayacak şey de kendimizle ilgili akıllı gözlemler (tefekkür) yapabilmekten geçer. Her davranışın temelinde mutlaka bir düşünce bulunur. Yeteneklerimizi açığa çıkaran şey de düşüncedir. Karnını doyurmayı amaçlayan birin yaptığı ilk şey yemek yeme ile ilgili zihnindeki görüntüleri canlandırmaktır, zihinde başlayan bu hayal vücuttaki bazı hormonların harekete geçmesini sağlar ve bu da beden de bazı dürtülere, ve hareket isteğine sebebiyet verir. Davranış bu hali ile düşünüldüğünde kişisel gelişimimizin öncelikle düşüncelerimizi değiştirmesi gerektiğini görmemiz ve kabul etmemiz gerekir.

Değişmek yaşamın içindeki en önemli olgulardan birisidir. “Eğer ben” diye başladığımız her cümle yeni bir değişim bahsinin kapısını açar. Değişmek hayatta kendisinden kaçınamadığımız müstesna durumlardan bir tanesidir. Değişmeyi göze almak, kabullenmek ve değişimi doğru yönetmek insanın gelişkin olmasını sağlayan diğer önemli unsurdur. Değişimin alt yapısını oluşturan düşünceyi olgunlaştırarak değişimin kontrolünü elinde tutan insanlar kendileri için doğru-yanlış eksenini doğru şekilde çizerek “mutlu – güçlü ve esnek” olabilirler.

KİŞİSEL GELİŞİM NEDEN GEREKLİDİR.

Müslüman aslen kişisel gelişkin kişidir. Bu yüzden kişisel gelişkinlik inancın temellerindendir de. Yaratıcının (Allah c.c.) verdiği yetenekleri kullanabilme isteği, yetenekleri kullanıp doğru ve mutlu bir hayata devam etme isteğidir kendini geliştirmek. İki gününü eşdeğer geçirmekten kaçınmaktır bir nevi. Din bir yaşam biçimdir, biçime uymak kontrol gerektirir ve kişisel gelişim de kontrol edebilmeyi öğretir insana. Bu yüzden insan kendisi ile ilgili bilgiye ulaştırabilecek bütün bilgi ve donanıma gereksinim duymalıdır.

İnsanların ilgilisini çeken ilk bilim (tespit edildiği kadarı ile) gök bilimdir. İnsanlar mağara duvarlarında astronomi çalışmış, gökteki yıldızların anlam ve içeriklerini çözmeye çalışmıştır. Sonra insan doğası kendine daha yakın bilgilerle ilgilenmeye başlamıştır; doğa ile, tabiat olayları ile ilgilenmeye. Böylelikle dünyanın merkezinde bulunan “ben” e biraz daha yaklaşmıştır insan. Sonra insan kendi fizyolojisi ile ilgilenmiştir (anatomi-tıp), sonra düşüncesi ile (felsefe) ve en sonrasında kendi davranış biçimi ile (psikolji) ilgilenmeye başlamıştır. İnsanın hayatının hızlı gelişimi insanın kendisini tanımaya başlamasından sonra başlamıştır. Bunun anlamı şudur, kendinizi tanırsanız dünyayı anlamak çok kolaydır. Kişisel gelişimin önemli gerekliliklerinden bir tanesi de kendimizi tanıma ihtiyacımızdır.

DUYGULAR – DÜŞÜNCELER – DAVRANIŞLAR

1970’ li yılların başlarında Rıchard Bandler ve John Grinder (NLP’ nin kurucuları) bütün bilimlerin kaynağı olan soruyu sorarak insan davranışları ve davranışlarının sonuçları ile ilgili bazı araştırmalar yapmışlar. “Neden” demişler “İnsanlar adil donanıma sahip oldukları halde bazıları başarılı bazıları başarısız oluyor”. Bu gün kişisel gelişim stratejilerinin en önemlisi olan NLP bu şekilde kurulmaya başlanmış. NLP’ nin doğasındaki bu sorgulayıcılık bizim kendi kaynaklarımızda zaten varolan bazı bilgilere ulaştırmış Bandler ve Grinder’ ı. Ama onlar bu bilgileri atıl bir halde tutmak yerine kullanmaya karar vermişler ve NLP’ nin en önemli değişim stratejilerinden birini üretmişler.

Duygular, düşünceler ve davranışlar iç içe geçmiş, birbirine kenetli çarklar gibidir. Bunlardan herhangi birini değiştirdiğinizde diğerlerini de değiştirmeye muvaffak olursunuz. Dervişin fikri ile zikrinin, insanın dışının içinin aynası olması durumunun farklı bir izah biçimidir bu aslında. Üzerinde düşünmeye başlayalım o halde. “Mutluluk” ile ilgili davranış kalıbımızı ele alalım mesela; Eğer mutlu iseniz (duygu) yüzünüzden bu mutluluk okunur, gözleriniz ve dudaklarınız içinizdeki mutluluğu belirgin bir şekilde yansıtır dışarıya (davranış) ve zihninizde o mutluluğu destekleyen görüntü ve sesler devam eder durur (düşünce) . Kendi içimizdeki üç boyut birden duygu-düşünce-davranış bu duyguyu destekler ve üçü birden bizim mutlu olmamız için gerekli formatı kendiliğinden alır. Üzgünlük verici bir durumu düşünerek mutlu davranışlar göstermek imkansızdır, mutlu davranmak için evvela zihnimizde mutluluk verici bir düşüncenin oluşturulması gerekir. Bu halde davranışları, duyguları ve düşünceleri değiştirmek bu üç unsurdan en kolay değişebileni değiştirmek ile kolay ve mümkündür.

İnsan davranışının temelindeki bu üç öğenin doğru şeklide yönlendirilebilmesi için üçünü de etkin (akla uygun olarak) bir şekilde değiştirebilecek güce sahip olabilmek gerekir(esneklik). Bu tiyatral bir yetenekten ziyade insanın kendi unsurlarını doğru yönetebilmesi ile ilgili bir durumdur. Akl-ı Selim olmanız gereken bir zamanda heyecanlı ve öfkeli iseniz yapılması gereken şey öncelikle düşünceyi, belki sonra davranışları ve sonra da duyguyu değiştirerek olmanız gereken halet-i ruhiye yi yakalamak olmalıdır. O heyecanlı ve öfkeli halden kurtulmanın yolu öncelikle akl-ı selim davranmak ile ilgili zihninizdeki düşünceleri toparlamak ve sonra akl-ı selim olduğunuz zamandaki davranışlara sahip olmak için bedeninizi zorlamak. Bu hali devam ettirdiğinizde duygunuzun da kendiliğinden değiştiğini ve kontrolün sizin elinizde olduğunu fark etmiş olacaksınız.

Mutlu ve doğrularla kuşatılmış bir yaşam için kendi içinizde olanlar ile ilgilenip onları doğru yönlendirmek gerekir. Bunun için kendinizi her daim izlemeyi asla ihmal etmeyiniz. Kendinizi kontrol etmek ancak kendinizi fark etmekle mümkün olur.